yonjasohbet.com

antalya şiirleri


Antalya'da Sabah

Antalya’da gece tükenirken,
Sarar evreni, toprağın ve denizin kokusu...
Sabahın perdesi , maviliklere açılır ,
Ortalığı martıların çığlıkları kaplar
Sular griden maviye bulanır...
Antalya , alaşağı edilmiş bir geceden çıkar,
Dudaklarında acı bir gülümsemeyle.
Güneyde sabah rüzgârları umuttur.
Önce dipten vuran bir dalga,
Sonra bir sessizlik ve bir ışık,
Bir anıdır şimdi dalgın uyuyan şehir.
Yeni umutlara, yeni sevgilere gebedir.
Akdeniz, yeni bir günün doğuşunu resimler.
Deniz, hafif hışırtılı, sahille kucaklaşır.
Günün ilk ışıkları Torosları ışıtır,
Kızlar sivrisi sonra Tunç dağı,
Tepeleri hafif bulutlu , yukardan bakarlar,
O an ulaşılmazın resmidirler.
Derken balıkçıların dönüşü,
Limanda balık pazarı,
Uzaktan süzülen bir yelkenli,
Uzun seferine hazırlanan bir gemi,
Ve evler arasında gölgelenen sokaklar,
Gözleri mahmur işe koyulan insanlar,
Yoğunlaşan sesler, atışmalar, kavgalar,
Arabalar, makinalar, otobüsler , kamyonlar,
Bir koşuşturmadır sarar her yanı.
Sabah yerini güne bırakır,
Sessizlikse yaşam kavgasına.
Denize kıyısı olan kara şehri,
Antalya’da sabah kısadır.
09.08.2000 ANTALYA

Akın Önen

Gözlerin...

Gözlerin gözlerin gözlerin,
ister hapisaneme, ister hastaneme gel,
gözlerin gözlerin gözlerin hep güneşte,
şu Mayıs ayı sonlarında öyledir işte
Antalya tarafında ekinler seher vakti.

Gözlerin gözlerin gözlerin,
kaç defa karşımda ağladılar
çırılçıplak kaldı gözlerin
altı aylık çocuk gözleri gibi kocaman ve çırılçıplak,

Nazım Hikmet Ran

Çarşıkapı Yazıtı

Felek, esbab-ı cefâsını bile toplamıyor;
Ciddiye almıyor ki bizi...
Devrilmiş anlatacak çınarlar,
“Yediyüzyıl süren hikâyemizi”
Buz gibi bizler ve sizler,
Yürekleri kaplamış buzlar,
Çocuklarımız buzlar arasında,
Ateşli kinler üretiyorlar.
Isınmağa yarasın da...
Diye mi düşünmekteler?
İki anlamıyla da horlayarak,
Tarihimizin ve günümüzün,
Nöbetini tutuyoruz;
Haydar Paşa’nın gelini mi olur,
Antalya’da mutlu Felemenkliler mi,
Ne söylenirse yutuyoruz.
Yarınlar bizim demek için,
Günler de bizim olmalı;
Sade zaferleriyle değil
Yenilgileri ve yaslarıyla,
Dünler de bizim olmalı.

Hüsrev Hatemi

Esintiler Sensofinisi

Güneşin yeryüzüne diklendiği,
Çakılların ışığa boğulduğu öğle sıcağında
Meltemle poyrazın, kimi hırçın, kimi sessiz kavgası,
Doğanın sahilde buluşmasıdır.
Buluşmanın bir yanı sevinçtir,
Bir yanı da, sonraki güne özlem.
Yeni yaşamlar, yeni sevgiler, yeni düşler için
Kimi meltem kazanır esintiler savaşını,
Kıyıdan karayı bir serinliğe boğar.
Kimi poyraz, sürdürür beyliğini,
Kayaların, taşların sıcaklığını sarar, kavurur, yakar.
Esintilerin gökyüzündeki savaşı birinin egemenliği ile biter.
Meltemin geceden beri süren özlemi,
Sıcak tenleri okşarken bir sevgili gibi, .
Poyrazın hırçın bir duyguyla dokunur tenlere,
Sahile ulaşıp çakılları bir aştı mı,
Denizin üzerinden öyle bir akıp gider ki,
Alıp götürür ne bulursa önünde,
Ufuklara, Akdenizin bilinmeyenlerine.
Akdeniz önce ürker bu sertlikten,
Birden dinginleşir, uslanır, sahilden uzaklaşır.
Oysa meltemi alıp arkasına sahille buluşmaktır özlemi.
Hep kıyıya doğru atılmak gelir içinden,
Çarpıp çakıllara uysalca çekilmek sonra geriye,
Dalgalarıyla sahildeki sıcak çakılları serinletmek,
Bir başkadır Antalya’da dalgaların çakıllarla aşk senfonisi.
Arada akşam üstleri “Manavgat*”,
Tatlı sert karışır bu senfoniye.
Gündoğumundan esintiler getiren bir seranattır,
Ebabil kuşlarının boşlukta kanat çırpışlarıdır,
Meltem ile poyrazın arasında,
Gün doğumunun aşkını, gün batımına fısıldar.
Güz oldu mu, ak bulutlarda eşlik eder bu senfoniye.
Esintiler arasında,
Karadan denize, denizden karaya, sürüklenir dururlar.
Önceleri denizden karaya doğru uzanırlar,
Çizgi çizgidirler kimi zaman,
Aralarına denizin turkuazını da alırlar.
Sonra bir toplanır, bir dağılırlar
Birleşir, parçalanır, karada toplanırlar.
Bir ara iki mavi arasındadırlar,
Denizle söyleşirken, gökyüzüne göz kırparlar.
Akdeniz senfonisi eşliğinde bir bulut balesidir,
Gökyüzünde sahnelenen.
Arada Torosların doruklarına takılırlar,
Yükseklerde bir süre asılıp kalırlar.
Dorukların yüceliği onlara da bulaşır,
Akdenize yukardan bakarlar.
Sonra sıra dağları arkalarında bırakıp,
Hızla akarlar Antalya’nın üzerine,
Gökyüzünün toprağa özlem kokan gözyaşları olup,
Düşerler poyrazın kuruttuğu toprak üstüne.
Arada davulların sesi duyulur
Yağmur küçük vuruşlarına karışır.
Akdenizden bulutlara,
Bulutlarla Toroslara
Doruklardan Antalya’ya ulaşan,
Bir özlem senfonisidir,
Dinmeyen sevgidir,
Yeniden, yeniden bestelenir.
29.07.2000 Antalya


*Manavgat: Gündoğumu esintisinin Antalya’daki adı.

Akın Önen
antalya şiirleri