şiir arşivi menü
- yonja
- aile şiirleri
- allah şiirleri
- ankara şiirleri
- anne şiirleri
- antalya şiirleri
- araba şiirleri
- asker şiirleri
- aşk şiirleri
- atatürk şiirleri
- ayrılık şiirleri
- baba şiirleri
- barış şiirleri
- bayrak şiirleri
- bayram şiirleri
- bebek şiirleri
- çanakkale şiirleri
- çevre şiirleri
- çiçek şiirleri
- çocuk şiirleri
- deniz şiirleri
- doğa şiirleri
- doğum günü şiirleri
- dolunay şiirleri
- dost şiirleri
- eğitim şiirleri
- erzurum şiirleri
- evlilik şiirleri
- gece şiirleri
- gurbet şiirleri
yonjasohbet.com
ankara şiirleri
Bir Mevsimin Acı Gerçekleri
""Bir tek dileğim var mutlu ol yeter” sözünün
bir kamyon yükü
anlam taşıdığı günlerdi
Kaldırımlar toz ve kağıt topakları
Ankara’nın
Ankara’nın sonbahar yaprakları
ayvalar sarı
hüzünler olgun
yaz yorgunu gövdeler serili betonlarda
Ben yanımda çok acıklı
epey yol üstü sözler getirmiştim.
“Sanki terk edilmiş bir viraneyim
her yanım dağılmış yıkılmışım ben”
Okul önlük mevsimi
ve kaplanması kitapların
cumhuriyet gazetesiyle
bir ön beslenme çantası kompleksi
malum şu otlu peynir meselesi
Saçlarını süt mısırı örgü yapmış
bir al yüz koca göz görüyorum.
Sanki o tehlikeli yolun başındayım
Aşk’a geliyorum!
ama yanıma hep
köy zılgıtlı sözler almışım
arabesk kalıyorum
her kent soylu aşkın karşısında
“Bir kulunu çok sevdim” diyorum
“O beni hiç sevmiyor” diyorum
“Kalbimi ona verdim
artık geri vermiyor” diyorum.
temmuz 2000, kemer
Yılmaz Erdoğan
Bir şehirdir Ankara...
Aşksız ve kuraktır Ankara yalnızın,
Sahipsiz bakışlar gezer gölgelerde,
Anlamsız olur sevişmeler her vakit...
Bir hesap sorar gibidir esintileri,
Umarsızdır boş gezene Ankara.
Dalga geçer gibidir bazı zamanlar,
Hayatın tüm yükünü atar omuzlarına,
Özletir memleketini şuurlara,
Zahmetsizce çek git der arasıra,
Tiryaki olursun gidemezsin.
Ne kadar boş olsa da içtiğin çayın buharı,
Çektiğin cigaranın dumanı ve efkarı,
Seni çeker içine adeta Ankara...
Emsalsiz bir şaraptır,kadındır,
Senin olmasa da bir başka bakarsın...
Bazı gerilmiş ok olursun,bazı susamış yaz,
Hep bir tasa bir özlem sorar sana,
Ama yoktur, elin boş avcun boştur...
Emre Engin
Bizim Kasabamız
Ortasındayız memleketin,
Uzak değiliz Ankara'dan
Yakınız yakın olmasına;
Gelen olmaz,
Halimizi gören olmaz.
Asfaltmış yolları boydan boya,
Lambalar yanarmış dizi dizi.
Büyük laflar eden
Büyük adamları varmış.
Dayalı döşeli apartmanlarında
Seçme insanlar yasarmış,
Yasarmış yasamasına.
Ama sokaklarında bizim kasabanın
İdare lambası yanmaz,
Göz gözü görmez, tozdan dumandan
Oysa ki belediyemiz vardır
Kavga dövüş seçtiğimiz
Belediyesinde meclisimiz vardır,
Vardır var olmasına.
Kerpiçtir evlerimiz,
Yatarız ahir sekisinde
Bir yanımızda karimiz, çocuğumuz
Bir yanımızda çiftimiz, çubuğumuz
Tezek yakarız odun yerine;
Saç üstüne saman yakarız,
Gaz yerine.
Düğün olur, dernek olur,
Kazımın gırnatasında ayni hava:
'Ankara’nın tasına bak' ...
Bir toprağımız vardır bize dost
İki ağız buğday verir,
Ama ne buğday
Ambarlar almaz, gömeriz.
Yıl olur tohumluk kalmaz elimizde,
Tarla gider tapu gider.
Uğraş didin altımızda haşir yok,
Sen geldi isin çık içinden:
'Tarla mi kesekli, biz mi kaçamıyok?'
Fakili'ya tren gelir Kayseri'den,
Biner gider issiz kalan köylümüz.
Bulgur gider, pekmez gider elimizden,
Ankara'dan emir gelir,
Nutuk gelir.
'Nevürek, hemşehrim, nevürek.
Aglayak da gözden mi olak,
Dövünek de dizden mi olak.'
Rıfat Ilgaz
ankara şiirleri